Beynimizin yapısı ve işleyişi ile ilgili bildiklerimiz, son birkaç yüzyıla dayanmaktadır. Beyni tam olarak anlayabilmemiz için daha kat etmemiz gereken uzunca bir yol vardır. Bildiklerimiz, öğrenmemiz gereken şeylerin çok küçük bir parçasıdır. Bilimsel araştırmalar göstermiştir ki beynimizin, bize sunduğu potansiyelin %1’inden daha fazlasını şimdilik çoğumuz kullanmıyoruz.

      Fotoğrafik hafıza,  görsel olan ile sözel olanı birleştirmek suretiyle öğrenilen şeyleri akılda tutmaya yarayan bir öğrenme biçimidir. Örnek verecek olursak: Kızgızistan’ın siyasi sınırlarını gösteren haritasını hatırlayalım desek, çoğumuz hatırlayamaz fakat İtalya’nın siyasi sınırlarını hatırlayalım desek, pek çok insan hatırlar. Hiçbir yere bakladan kâğıda çizebilir. Bunun nedeni şudur. İtalya’nın haritası bir çizmeye benziyor. Beynimiz sözel olan ile görsel olanı birleştirmek suretiyle anlamlı ve olumlu bir bağlantı yapmıştır. 

          Hayal gücünü zorlayarak gelişen fotoğrafik hafıza bilinci, özellikle eğitim hayatında kişiye çok önemli şeyler kazandırır.

  • Öğrencinin yaratıcı düşünme ve analitik düşünme kapasitesini arttırır.
  • Beynin hem sağ hem de sol lobu dengeli bir şekilde çalışır.
  • Kalıcı öğrenme gerçekleşir.
  • Hafızası güçlü olan öğrencinin kendine olan güveni artar.
  • Sınavlarda daha başarılı olur.